“Yenildim, kaybettim, başaramadım… “ Bu sözcükler bize ne kadar yabancı öyle değil mi? Halbuki bir filmde yahut bir romanda esas karakter hep kazanmalı. Kahraman yenilen olmamalı. Çünkü o ana şahsiyet bize benziyor ve sırf bu sebeple yenilemez. Tüm düşünce yapımız bu anlayışla örülmüş durumda… Ama gerçek… Hakikat bizim kurgusal ön yargılarımızdan ve ön kabullerimizden ne kadar da farklı…

Aslında asıl kazananlar kaybetmeyi öğrenmiş olanlardır. Onların zafer ve felakete yaklaşımları kaybetmeyi bilmeyenlere nazaran daha gerçekçidir zira. İngiliz şair Rudyard Kipling o muhteşem “Eğer” şiirinde  “Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen” der ve adam olmanın şartlarından biri olarak görür bu davranış biçimini…

Şair destansı ifadeleriyle kulağımıza “Bu iki hokkabazın da aslında yanıltıcı olduğunu ve insanın aklını çelen bir etkisinin bulunduğunu kavrayıp üçüncü taraftan bakabilir ve yaşam stratejini böyle kurgulayabilirsen kazananlardan olursun” diye fısıldıyor aslında. Haklı da…

 

Bu yüzden bugün, kavşaklar yumağında ağız dolusu haykırıyorum… Evet kaybettim ve en büyük kazancım da bu…

 

ÜMİT ÇETİN